Eğitim Psikolojisine Devam...(3)


DİL GELİŞİMİ 


Genel bir kabul olarak dil gelişimi bilişsel gelişime paralel olarak ortaya çıkar. Bu görüş Piaget merkezli bir görüştür. Fiziksel (psiko-motor), bilişsel gelişim ve dil gelişimi arasında bir paralellik vardır. 
Dil, duygu ve düşüncelerin ses ve anlam olarak ortak olan öğeler ve kuralları kullanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan gelişmiş simgeler/semboller bütünüdür. Dil, öğrenme, hatırlama ve tanımanın en önemli yoludur. 

DİL GELİŞİMİNDE FARKLI KURAMSAL YAKLAŞIMLAR 


Bihevyorist (Davranışçı) Görüş (Skinner, Thorndike, Watson, Pawlow) 
Davranışçılara göre dil, herhangi bir şeyin öğrenildiği gibi öğrenilir. Yani dilin kazanılmasında tekrar ve pekiştirme önemlidir. Dilin kazanılmasında 
1. Pekiştirme (Ödül-ceza) 
2. Tekrar 
esastır. 

Biyolojik Temelli Görüş (Chomsky, Lenneberg) 

Dil gelişiminin temeli biyolojiktir ancak çevre koşullarından da bağımsız değildir. Dil gelişimini biyolojik ve psikolojik unsurlara bağlayan görüşlere psikolinguistik görüşler adı verilir. Dil gelişimi daha fazla olgunlaşmanın (biyolojik) etkisi altındadır. Bu kurama göre dilin kazanılmasında iki ana yapı esastır; bunlar sırasıyla: 
1. Düşünsel (kavramsal) yapı: Önce kelimler ve anlamları anlaşılır. 
2. Yüzeysel yapı: Sözcüklerin kullanılması, konuşma. 

Sosyal Öğrenme Kuramı (Bandura) 
Dil gelişimi, sosyal gelişim süreci içinde 
1. gözlem 
2. taklit 
yoluyla gerçekleştirilir. Kısaca dil kazanımının temeli model almadır. 


PIAGET’E GÖRE KONUŞMANIN EVRELERİ 


a. Agulama (0–2 ay): İl bir ayda ağlama dışında belirli ses yok. Bilinçsizce ses çıkarımı, o-u-n-g-m sesleri. 
b. Babıldama (2–5 ay): ünlü ve ünsüzlerin birlikte çıkarılması, ba-da-ma gibi. Kendi kendine sesler tekrar edilir. 
c. Çağıldama-heceleme (6–12 ay): Kullanılmayan seslerin yok olması ve ailenin kullandığı seslerin kullanılmaya başlanması. İlk kez bir kelime bir nesnenin sembolü olarak kullanılır. 
d. Tek sözcük (12–18 ay): Konuşmada kritik dönem. Tek kelimeyle çok şey anlatılmaya çalışılır. Tek sözcüklerin anlamlı cümleler gibi kullandığı görülür. Mesela “mama?” bana mama ver ya da bu mama mı anlamında kullanılır. 
e. Telegrafik konuşma (kelimelerin birleştirilmesi) (18–24 ay): Kelime hazinesi artar. Yaklaşık 200–250 kelime. İki kelime bir cümle içinde sık sık kullanılır. 
f. İlk gramer süreci (24–60 ay): gramer kurallarına uygun olacak cümleler (giderek daha karmaşıklaşan) kullanılmaya başlanır. 

DİL GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER 


a. Olgunlaşma 
b. Diğer gelişim süreçleri 
c. Çevre ve aile (sosyo-ekonomik durum, dil kullanımı, dilde nitelik vb.) 
d. Kitle iletişim araçları 
e. Deneyimler (özellikle oyunlar) 
f. Cinsiyet 

PSİKOSOSYAL GELİŞİM (E. ERIKSON) 

Erikson’un kuramına göre bireyin toplumsal gelişimi esastır. Bu kuram da gelişimi evreler halinde ele almaktadır. Bu kuramda evrelerin bir özelliği her evrenin bir ikilemi beraberinde getirmesidir. Her evre içinde ikilem bir psikososyal çatışmayı ifade eder. Bu çatışmaların olumlu şekilde sonuçlanması psikososyal gelişimin sağlıklı şekilde gerçekleştiğinin bir ifadesidir. 
Her evrede egemen olan bir ortam bulunmaktadır. Psikososyal gelişimin olumlu sonuçlanmasında bu egemen ortamların önemli bir etkisi bulunmaktadır. O halde çatışmanın olumlu olarak sonuçlanabilmesi için öncelikli olarak ortamların birey üzerinde olumsuz etkiler yapmamasına önem gösterilmelidir. 

ERGENLİK DÖNEMİ 


Ergenlik Dönemine Giriş 


Çocukların ergenlik dönemine girmesiyle birlikte meydana gelecek cinsel, bedensel ve toplumsal değişmelerin başlamasında ana etken endokrin sistemdir (iç salgı sistemi =hormon salgılama sistemi). Bu nedenle, ergenliğin başlamasında ve yetişkin özelliklerinin kazanılmasında etkili olan hormonlara kısaca değinmekte yarar bulunmaktadır. 

Endokrin Sistem (İç Salgı Sistemi) Salgı Bezleri ve Hormonlar 
Hipofiz Bezi: Genel büyüme hormonu (GBH), prolaktin ve gonadotropik hormon olmak üzere üç önemli salgısı bulunmaktadır. 
• Genel Büyüme Hormonu: Anne karnındayken salgılanmaya başlanır. Çok salgılanması durumunda dev yapılı insanlar, az salgılanması durumunda da cüce yapılar oluşur. 
• Prolaktin: sadece kadınlarda salgılanır. Anne sütünün meydana gelmesinde etkilidir. Annelik duygusuyla da ilintili olduğu sanılmaktadır. 
• Gonadotropik Hormon: Ergenlik dönemine doğru salgılanmaya başlanır. Salgılanmasıyla birlikte Gonadlar (cinsel bezler) uyarılır ve gonadlar kendi hormonlarını salgılamaya başlarlar. 

Tiroid Bezi: En önemli hormonu trioksindir. Enerji tüketimi için besinlerin, kullanımını düzenler. Aşırı salgılanması durumunda hiperaktivite (aşırı hareketlilik) gözlenir. Bireylerin Bireyler zayıf görünüşlü olurlar; zihinsel aktiviteleri yüksek olan bu bireylerde sinirlilik gözlenir. 
Az salgılanması durumunda ise apati hali oluşur; yani aşırı kilo alma, duyarsızlık, yavaş hareketler gözlenir. 

Böbreküstü Bezleri: Adrenalin başka salgıları da bulunan bu bezlerin en önemli hormonudur 
• Adrenalin: Sempatik sinir sistemini uyarır. Vücutta genel uyarılmışlık hali sağlar, kandaki şeker oranını etkiler. 
• Kortin: Kan basıncının düzenlenmesinde etkilidir. 

Gonadlar (Cinsel Bezler): Erkek gonadları testis, kadın gonadları ovarium adını alırlar. Testisler çok sayıda hormon salgılar. Androjen ve kriatin bunlardan iki tanesidir. Androjen sesin kalınlaşması, kaslanma vb. erkeksi özelliklerin kazanılmasında etkilidir. Kriatin ise çocuklarda da bulunur. Kandaki kriatin miktarı azalıp diğer gonad hormonları çoğalınca ergenlik dönemine girilmeye başlanır. Ovariumun tek salgısı östrojen hormonudur. Bu hormon çocuk sahibi olabilme ve kadınsı bedensel özelliklerin kazanılmasında etkilidir. 

ERGENLİK 
İnsanın gelişiminde erinlikle başlayıp yetişkinliğe devan eden önemli fiziksel, zihinsel ve toplumsal değişimlerin yaşandığı döneme ergenlik dönemi denilmektedir. 
Erinlik ise, çocukluğun sona erdiği, üreme organlarının olgunlaştığı, ikincil cinsel özelliklerin görüldüğü ve ergenlik döneminin başlangıcı sayılan özelliklerin ortaya çıktığı dönemdir. 

Ortaöğretim Dönemi Gelişim Görevleri (12-18 yaş) 

1. Sosyal gelişme ile birlikte her iki cinsteki yaşıtlarıyla yeni, olgun ilişkiler kurabilme, 
2. Yetişkin kadın, yetişkin erkek rollerini üstlenebilme, 
3. Yetişkinlerden bağımsız duygusal özerkliğini elde etme, 
4. Bir mesleğe doğru yönelip hazırlanmaya başlama, 
5. Evliliğe ve bir aile kurmaya ilişkin duygusal altyapının kurulmaya başlaması, 
6. Toplumsal sorumluluklar alabilme, bu sorumlulukları yerine getirebilme. 

Erinlik Dönemi Sorunları 

1. Baş ağrısı, sindirim bozukluğu gibi bedensel yakınmalar. 
2. Yalnızlık isteği 
3. Çalışma isteksizliği, çabuk yorulma 
4. Ahenksizlik, beceriksizlik, 
5. Çabuk sıkılma, 
6. Kıskançlık başkalarını çekememe, 
7. Otoriteye karşı direniş, 
8. Karşı cinse yöneltilmiş zıtlık, 
9. Coşkularını denetleyememe, 
10. Kendine güvensizlik, 
11. Kendini eleştirmek, beğenmediği yönleri ile aşırı ilgilenmek, 
12. Sık sık huysuzlaşma, 
13. Sık sık hayal kurma (gündüz rüyaları) 

Ergenliğe bedensel gelişim açısından bakıldığında öncelikle cinsiyet hormonlarının üretiminin arttığı gözlenmektedir. Kızlarda gözlenen değişiklikler erkeklerden yaklaşık 1–2 yıl önce başlar. Öncelikle eller ve ayaklar büyür. Erkeklerde kas gelişimi daha belirgindir. Sindirim sistemindeki organlar gelişir ve hayali hastalık şikayetlerine rastlanır. Beden yapılarının ergenler üzerinde etkileri olmaktadır. Örneğin sürekli dış görünümle ilgilenir, herkesin onu izlediğini ve dış görünüşüyle ilgilendiğini düşünür. Olumlu benlik imgesine sahip olanlar olumlu benlik algısı geliştirirler ve beden imgesine göre toplumsal ilişkilerini ayarlarlar. Kızlarda çekicilik, erkeklerde atletik vücut yapısı ön plandadır. Cinsiyete uygun beden görünümü ve algısı önem kazanır. 
Ergenliğe sosyal gelişim açısından bakıldığında benliğini bulma, kimlik geliştirme, özdeşleşme, arkadaşlık ve grup ilişkisinin önem kazanması, karşı cinsle olan arkadaşlığa önem gösterme, aileden bağımsız hareket etme eğilimi, kahraman ve ünlülere özenme, vb değişiklikler gözlenir. Yine bu dönemin sonuna doğru önceleri değişiklik gösteren ilgilerde bir belirginlik bir durulma meydana gelmektedir. 
Erinlik döneminin başlamasıyla girilen ve yaklaşık 4–5 yıl kadar sürecek olan ergenlik döneminin sorun ve kaygıları, yedi ana başlık çerçevesinde ele alınabilir. Bunlar aşağıda verilmiştir: 

1. Ev ve aile ilgili sorun ve kaygılar (ergen-anne-baba çatışmaları, evde uygun iletişim ortamının olmaması, ergenin otoriteye karşı olan olumsuz tutumları, vb.) 
2. Toplumdaki yeriyle ilgili sorun ve kaygılar (yetişkin rolünü üstlenmeye özellikle psikolojik olarak hazır olmamasına rağmen kendisine yetişkin rolü yüklenmesinin oluşturduğu sorunlar, vb.) 
3. Kız-erkek arkadaşlığı ile ilgili sorunlar, 
4. Okul ile ilgili sorunlar (arkadaş edinme, bir gruba üye olmak isteme, öğretmen-öğrenci arasındaki çatışmalar, akademin başarısızlıktaki nedenlerin abartılı yaşanması, vb). 
5. Gelecek ve meslek seçimiyle ilgili sorunlar (ileride sürmeyi düşündüğü yaşama ilişkin beklentilere bağlı olarak geleceğin planlanmaya başlanması, seçeceği üniversite ve alana ulaşmak için stresli bir çabalama sürecine girmiş olmanın yarattığı kaygılar, vb.) 
6. Ahlak ve değerlerle ilgili sorunlar (içinde yaşadığı toplumlarda örneğin aile veya diğer çevrelerde etkisinde kalarak büyümüş olduğu sosyal, moral, dini, vb. değerlerin özümsenmesi ve kişiliğin istikrarlı bir parçası haline 
getirilmesi sürecinde yaşanan kaygı ve çatışmalar. 
7. Sağlıkla ilgili sorun ve kaygılar (organizmadaki hormonal dengelerin değişmesi, hızlı ve simetrik olmayan bedensel değişmeler, iç organların gelişmesinden kaynaklanan sorunlar.) 
Çocuk Yetiştirme Tutumları 
Otokratik Tutum: Çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verilmez. Anne ya da baba evin mutlak hakimidir ve söz sahibi olan yalnızca odur. Çocuklar karar veremedikleri gibi ebeveynce alınan karara da uymak zorundadır. Bu tutum doğrultusunda yetişen anne babanın çocukları ya saldırgan ya da içe kapanık kişilik özellikleri göstereceklerdir. 
Yetkeci Tutum: Çocuğa kısmen de olsa karar hakkı tanınır. Ancak son karar yine ebeveynlerce verilir. 
Demokratik Tutum: çocuğa kendini ifade edebilme hakkı 
tanınır, hem çocuğun hem de anne-babanın karşılıklı hakları vardır. 
Anne-baba-çocuk iletişiminde ve etkileşiminde belirleyici olan da 
bu karşılıklı haklardır. 
Eşitlikçi Tutum: Çocuğun ve anne babanın rolleri aynı 
düzeydedir. 
İzin Verici Tutum: Anne-baba sadece onay verici konumdadır. 
Ağırlık çocuğun üzerindedir ve çocuğun yapıp etmelerine anne- 
baba sadece onay vermektedirler. 
Bırak Yapsıncı Tutum: Çocuk anne ve babanın kararlarına uyup 
uymamakta serbesttir. 
İlgisizlik Tutumu: Ebeveynler çocuklarının davranışlarıyla ve 
eğitimleriyle ilgilenmezler. 




Eğitim Psikolojisi Notlarımıza Bu Sayfamızda Ara Veriyoruz , Devamı Gelecek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder